AŞK ACISINA SON.!
Aşk acısını ne dindirir, açıklıyoruz.!
İşte size yepyeni bir konu, işte size yepyeni bir Güzin Abla durumu. (Ruhu şad olsun)
Her insanı ömr-ü hayatında bir kez dahi olsa, yakasından yakalayıp tek hamlede kündeye getiren fani dünya sendromu
Evet arkadaşlar bu durumda kendimizi nasıl tedavi ederiz, nasıl kendi kendimizin doktoru olabiliriz sorusunun cevabını açıklıyorum.
Malum çoğu kişinin başından en az bi kere geçen ve geçerken el nino misali etrafı toz duman eden o sihirli durum.
Aşkkk.
Evet sihirli durum diyorum çünkü bu durum kendimiz dışında gelişen, ve bi zaman sonra artık kontrolü kaybettiğimiz ve Allaha emanet gidilen Gayya Çukuru gibi bişi. Ne kadar çok saplanırsan o kadar zor çıkılası zor bi hal. Evet bu halde halimizin perişan olması tabiî ki kaçınılmaz sondur. Önce yemeden içmeden kesilirsiniz, ardından uyku sorunu baş gösterir. Ve geceniz gündüzünüz size dünya güzeli-yakışıklısı gelen (aslında bi b.ka benzemeyen, bkz, Atasözleri : Kargaya yavrusu şahin gözükür.) o şahsın etrafında dönmeye başlar. Evet bu dönence ne zaman nerde biteceği belli olmayan bir tabiat olayıdır. Yani bunun bilim adamları tarafından içinde bulunduğumuz evren için açıklanmış olan, ‘dünyanız hem kendi hem de güneşin etrafında dönmesiyle günler mevsimler oluşur, ve 365 gün bir yıl eder’ tadında bilimsel bir açıklaması yoktur. Aşkta mühim olan süre değil aşkın yoğunluğudur. Hangi cinsin karşı cins etrafında döndüğünün de önemi yoktur. Bazen aşkı o kadar yoğun yaşarsınız ki 3 ayda yaşamış olduğunuz şeyleri başka zamanda başka bir insanla 2 yıla sığdıramazsınız. Sonrada nie böle oluyo yaa, bişi eksik bu yeni ilişkimde diye debelenip durursunuz
Evet işte bu açıklanası zor mutluluğun birde açıklanası zor bi acısı vardır arkadaşlar.
Aşşkkk acısı.!
Tıp dünyasının, bilim adamlarının ne yazık ki bir çözüm üretemediği, toplumların kanayan yarası. Kişileri toplumdan soyutlayan ve karşı cinse düşmanlık besleme durumuna bile sokan bi iç savaş durumu.
Nedir aşk acısını dindiren, bizi tekrar hayata bağlıyan sihirli formül.
Evet işte cevabı, bu durumdan kurtulmanın en etkili yolu arınmaktır. Pislikten, fitne-fücurdan

vücudunuzun arınması olayı.
Bu nasıl olur neler yapılmalıdır, nerde, ne şekilde arınmalıdır.?
Bu sıkıntılı hal içindeki arkadaşların öncelikle yapmaları gereken ilk şey,
hiç vakit geçirmeden en yakın otogara gidip, köylerine giden ilk otobüse kapağı atmaları ve bir an önce arınma yolculuğuna tez elden başlamaları. Daha sonra otobüs mola verdiğinde haberdar etmediğiniz aileniz aranarak, onların helallikleri alınmalıdır. ‘Anne ben köyümün yağmurlarında yıkanmaya gidiyorum, çok yakında yepyeni bir kimlikle karşınızda olcam, lütfen beni merak etmeyin’ denir ve telefon yumuşakça kapatılır. Artık hareketlerde ve davranışlarda bir dinginlik, bir kulak memesi kıvamına gelmiş insan havası yakalanmalıdır.

Yolculuk esnasında ne bir kötü söz, ne insanlığa karşı bir kelam, ne aşık olunan kişiye ahhhhh etme durumları, ne de bir canlının canına kıyma durumu (sivrisinek dahil) gerçekleştirmemelidir. Derin bi sessizlik ve dinginlik içinde yolculuğun tamamlanması gerekmektedir.
Yolculuk tamamlandığında, yani köye varıldığında yapılacak ilk iş, hiç beklemeden, hemen köye hakim bir tepeye çıkıp bir yağmur dansı yapılmalı ve ardından inzivaya çekilip yağacak ilk yağmur beklemelidir,,, ve işte yağacak o yağmurda çılgın aşığın (hasta kişinin) iliklerine kadar yıkanması gerekmektedir. (arınma olayı) Şu bilinmelidir ki hiçbir su kendi köyünde yağan yağmur kadar saf ve temiz olamaz. (Eğer bi köyü olmayan şehirde yaşayan aşk acısı çekenler varsa, onlarda evlerinin çatısında bu arınmayı gerçekleştirebilir)
Eskilerin dediği gibi temiz olmayan bir şeyle de arınmak imkansızdır. (bkz; özlü sözler, bir kez yıkanılan ırmak, hiçbir zaman ilk ırmak değildir) Bu yüzden en saf su olan köyümüzün yağmur suyu bu iş için biçilmiş kaftandır. Bu arınma (yıkanma) olayı esnasında en önemli olan, yapılan hataların yüksek sesle tekrar edilip aşk tanrısı Erostan bağışlanma dilenmesi olayıdır. Ki bu olay aslında arınma olayının özünü oluşturan kutsal bi andır. Bu anda aşağıdaki cümlelere benzer cümleler doğaçlama olarak tüm kalbimizle dile getirilir.
(Bkz; benim arınma olayı esnasında sarf etmiş olduğum cümleler)
Eyyyyy Eros.!
Yüce eros, sesimi duy ve bana acı, çok acı çektim, buralara kadar geldim, çok kötü günlerim oldu, Aşık olduğum insan beni en yakın arkadaşımla aldattı, onu öldürmeyi düşündüm, yapamadım, intihar etmeyi düşündüm, onu da yapamadım, Ama lütfen artık dayanamıyorum, artık bu ok beni rahatsız ediyor, lütfen dötüme sapladığın o oku çıkarmama yardımcı ol, bu ok için tüm doktorlara gittim hatta sanayide tanıdığım bir tornacıya (bkz; Ümraniye sanayi, Gakkoş usta ) bile gittim ama o bile bu oku saplandığı yerden çıkarmayı göze alamadı, artık bu aşk kangrene dönüştü, ok dötümde paslandı, hastanede yaptırdığım son kan testinde kanımda yüksek dozda tetanos mikrobu çıktı, eğer bu oku çıkarmazsan tetanostan ölcem. Lütfen acı bana, yaralarımın savması için lütfen beni ihya et, yoksa inan dötü kaybetcem, Lütfen yüce Eros, Lütfennnn.!
Bu şekilde yapılan günah çıkarmadan sonra erosun gönlü alınır. Eros yumuşak ve duygusal bir tanrıdır, aşk acısı çekmiş fanileri, bunca meşakkate giriştikleri için hemen affedecektir. (bkz; Ben)
Yapılan bu arınmadan sonra tekrar evinize dönüp hayatınıza bıraktığınız yerden acısız sancısız devam edebilirsiniz. Geçmiş olsun.!
Evetttttt aşk acısı çekmek istemeyen arkadaşlar, siz siz olun, bu formülü uyguladıktan sonra Erosun oklarından dötü koruyun, yoksa tetanostan ölürsünüz, vücudunuz bi ikinci okun pasını kaldırmayabilir.
Buradan ne çıkardık arkadaşlar, aşk adamı tetanos yapar, Aman Dikkat.!
