Bir ülkü ve kültür birliği olarak Türklüğün, önemli meselelerinin başında; Türk toplumunun ve özellikle Türkiye Cumhuriyeti’nin varoluş nedenlerini meydana getiren “değerlerin” korunması, geliştirilmesi ve yaygın hale getirilmesi gelmektedir.
Bugün her Türk, binlerce yıllık tarihinde hiç değişmemiş “değerleri” ile varlıklarını koruyabilmekte, insanlık âleminde gerçek ve hakları olan yerlerini almak mücadelesi vermektedirler.
Türkler, Türk toplumları ve Türk devletleri daima yüksek değerleri kendilerine şiar edinmiş, bu yüksek değerler tarafından yönlendirilmiş, yönetilmiştir. Hiçbir çağ, bu değerlerden Türkleri ayıramamış, koparamamıştır. Bazı örnekler vermek gerekirse; Türkler için “aile” kutsal sayılmıştır. Toprak, su, devlet kutsaldır. Dostluk, söz haysiyeti, ciddiyet, dürüstlük, yoksullara, düşkünlere, yalnız kalanlara, düşman olsa bile aman dileyenlere, zayıflara yardım esastır. “Çocuk” ve “yaşlı” kişiler Türkler’de ayrı bir özene, ayrı bir saygıya sahiptir. “Gençlik” temel varlık şartı görünür. O, her şartta yetiştirilir, bakılır. Hatta “gençlere sevgiden çok, saygı beslenir”. Türkler’de vatan kutsaldır. Vatan savunması daha beşikten başlayan bir görev sayılır. Askerlik, sancak, bayrak her değerin üstünde gelir. İlim ve ilim adamı Türkler’de önemli kavramlar, önemli kurumlardır. Adalet, Türk’ün kendisi sayılır. Zulüm affedilmez. Ekmekle oynanmaz. Yazılı her şey değerlidir. Bütün bu değerler, bir ülkü ve kültür birliği olan Türklüğün, hem esas unsurlarını meydana getirir, hem de üzerinde titizlikle durulması gereken meselelerini teşkil eder. Çünkü, bunların yıpranması, zayıflaması yerlerine özellikle araç değerlerin konulmasına çalışılması Türklüğü, karşılaştığı tehditlerin sahasına iter ve tehditlerden önce yok eder.