Efendim, her fanatik İzmirlide, bir miktar "İstanbul gıcıklığı" varmış...
İstanbul Boğazı'nı kıskanırmış İzmirliler. İzmir'i "Ege'nin İncisi" diye anmaları da muhabbetten öteye geçmezmiş. Çünkü ortada incilik bir durum kalmamış; gecekondulaştırılmış İzmir'in ırzına çoktan geçilmiş...
Sanki İstanbul kızoğlankız!
Gecekondu kavramını onlardan öğrenmedik mi biz?
Şu gıcıklık konusuna gelince... İstanbulluların "İzmir gıcıklığı" üzerine kitap yazılır, ama kısa bir listeyle yetineceğim:
İzmir hem küçük, hem büyük şehir özelliğine sahiptir. İstanbul'da aradığınız her şey İzmir'de de vardır. Oradaki kargaşa, başıbozukluk ve kimlik değişmesi yoktur. Bununla gurur duyar İzmirli.
İstanbul'dan İzmir'e gelen herkes, derin bir "oh" çeker. O korkunç trafik karmaşasından kurtulduğu için.
İzmirliler birbirlerine bağlıdır. Aynı kenti paylaşmanın anlamını kavramışlardır. İstanbulluların her biri ayrı havadan türkü çığırır. Uzak diyarlarda (Örneğin Amerika) karşılaşan İstanbullular birbirine teğet geçer de, İzmirliler sarmaş dolaş olur. Sıcak ve soğuk kan meselesi...
İzmir'in kızları güzeldir!!! İstanbullular, işte buna çok gıcık olurlar. Güzellik kraliçelerinin İzmir'den çıkması rastlantı değildir. Havası, suyu güzellik katar insana, keyif verir; İstanbul'daki gibi dert yüklemez. Her İstanbullu genç erkeğin gönlünde, "İzmirli bir kızla çıkmak" yatar.
İstanbullular, Beyoğlu'nda, İstiklal Caddesi boyunca ve daha pek çok yerde, "İzmir boyozu", "İzmir lokması" yazılı afişlerle müşteri çekmeye çalışırlar. İzmir'in adı bile yeter onlara...
İzmir'de yaşam kolaydır. Sinirler İstanbul'daki kadar yıpranmamıştır. İnsanlar birbirinin boğazını sıkma yarışına girmez. Manevi değerler yozlaşmamıştır henüz.
İstanbul'un boğazı vardır; ama girilecek denizi yoktur! Yüzlerce kilometre katederek Çeşme'ye, Bodrum'a ve diğer tatil yörelerine inmeye mecburdurlar. En çok da buna gıcık olurlar ve işte böyle yazılar döktürürler.
İzmir'in iklimi ılımandır. Kışı ceketle çıkarabilirsiniz. Kar yüzünden eve tıkılma diye bir dertleri yoktur. Hava raporunda kar fırtınası beklendiğini öğrenen İstanbullu, İzmir'deki bahara gıcık olur haliyle...
Yaz uzundur İzmir'de. İstanbullu kısa bir tatilin ardından evine döner; İzmirlinin tatili altı aydır. Sayfiye yerleri burnunun dibindedir. 12 ay, hafta sonu tatili yapabilir İzmirli. (Sefası olsun!)
Kimseyi kıskanmaz, kimseye gıcık olmaz İzmirli! İstanbullu, onun bu rahat haline de gıcık olur...