1) Çok pahalı; devlet bize yardım etsin; Donna Karan'dan kıyafet alsın.
2) Ama kıyafet almazsa da olur; bari Beymen Cafe'den bir şey ısmarlasın.
3) Fakat enteresandır; şimdiye kadar içtiğim en lezzetli kolayı ikram ettiler. Acaba psikolojik mi...
4) Bu arada benzin alamadığım için dolmuşla gidip geldim ve aradaki uçurumu bizzat haberi yaptığım gün gördüm. Mesela küçücük bir bluza asgari ücretin iki katı para ödeyen kadınlarla dolu her yer. Bu nasıl oluyor? Gecikmiş bir soru ama anlayamıyorum; aklım almıyor, kafam basmıyor. Acaba ben mi fakirim, onlar mı çok zengin?
5) Ve hatta bu alışveriş depresyonu lüksünü yaşayan mutsuzlar ordusunun çoğu çalışmıyor. Çocuğunu okuldan almak için alışverişle vakit geçiriyor. Ve hepsinin de altın gibi bir kalbi var; biliyorum.
6) Ve hatta 'zengin' lafına da illet oluyorlar. Onların yanında 'zengin' lafını ederseniz otomatikman bitiyorsunuz. Hayır merak ediyorum; bunlar '80 furyasından sonra mı böyle şahlandı, yoksa Türkiye'de istihdam mı arttı?..
7) Ay inşallah bu yazıdan sonra telefonlarımı dinlerler; hayır, anlamıyorum; benim neyim eksik; neden dinlenmiyorum anlayamıyorum. Her türlü taklayı atıyorum; bakınız ne kadar sosyal içerikli bir yazı yazdım. Hayır zengin olamıyorum, bari solcu olayım diyorum, o da olmuyor. Bush go hom. Nası?

Bu yazımızda şimdi Etilerliler çok üzülmüştür. Hayır sevgili Etilerliler, canım Tarabyalılar, Yeniköy villa siteliler; bilumum adını bile bilmediğim, cismini bile görmediğim semtliler; hepinizi en az Nişantaşılılar kadar seviyoruz.
9) Eyvah! Ya şimdiden sonra zengin olursam? Gördün mü başıma geleni; hiçbir yere almayacaklar beni. Neyse ben de gidip Rahmanlar'da bir arsa alayım, oranın sosyetesi olayım... Güçsüzün başına vurayım, saygı uyandırayım. İşin en komik yanı, siz ne kadar lüks yaşarsanız, yanınızda çalışanlar o kadar gurur duyuyorlar. Bu insan denen şey, ne menem bir şeydir?
10)Mutlu alışverişler.