Muhsin, sokaklarda fotoğraf çekerken çok daraldı. En sevmediği şey dış çekimlermiş. Bir yandan ona sıkılmaması için yağ çekiyor, bir yandan da güzel kızları göstererek onu oyalamaya çalışıyordum. Fakat bizim Muhsin, erkeklerin hepsinin Nişantaşı tipi kadın modelinden hoşlandığını söylediğimde, bu genellememe asabiyet gösterdi. Yüzündeki mimiklerden tezimi ispat etmek için prototip aradım ama aksi gibi çevrede hep fakirler vardı! Biliyorsunuz Miami'de fakirlik yasaklandı; çok yakında Nişantaşı'na da fakirlerin girmesi yasaklanabilir; silüetini bozduklarından kelle.
Bir de yaldızlı ve ihtişamlı boyacı sandığıyla otuz senedir Nişantaşılı olan boyacı Ahmet Bey vardı. Çevre apatmanlardan has deri ayakkabıları kapıcılar getiriyor, soruyorum işler iyi mi, ünlülerin ayakkabılarını boyuyor mu diye, "Çok ünlü geliyor, iyi kazanıyorum ama siz beni çekmeyin; ben ünlü olmaktan hoşlanmıyorum. Paparazzileri sevmiyorum," dedi. Eski bir Nişantaşılı olarak en çok neyi sevdiğini sordum, renkli bir yermiş, binalar güzelmiş, insanlar güzelmiş. Bir şekilde yine de ikna edip fotoğraflarını çekti Muhsin. Hemi de hiç söz söylemeden. Yumuşak hareketlerle aralarında anlaştılar. Zaten çok konuşmayı sevmiyor Muhsin. Anladığım kadarıyla çok konuştuğum için de benden sıkılıyor.