Varoşlardan akın var!
Bir diğer arkadaş da Nişantaşı'nın artık Bakırköy gençliği gibi olduğunu, hafta sonları varoşlardan akın akın buraya gelindiğini, gençlerin çoğunun parmaklarının siyah siyah olduğunu çünkü tüm kuaför kalfalarının buraya akın ettiklerini, arabaların camlarının açık, cıstak cıstak müzik çalındığını söyledi. "Bağdat Caddesi gibi oldu," dedi. Sosyetenin bir gün sosyalizme hizmet edeceğini biliyordum! Bu yüzden durum, arkadaşlarımın aksine benim hoşuma gitti.
Dünyanın en pahalı semtlerinden biri olan Nişantaşı'na varoşlardan gelen gençler kafelere girmeyip oralarda turluyorlar ve sonra akşamüstü Beyoğlu'ndaki büfelerden tavuk döner yiyorlarmış.
Aslına bakılırsa Beymen Cafe'ye gittiğimizde hiç ünlü yoktu. Garsonlara sordum: "Çok ünlü geliyor mu," diye, dudağını ısırdı ve "Çok. Hepsi burdaydı kışın, şimdi hepsi Bodrum'a gittiler," dedi. Beymen Cafe'nin işletmecisi Ayşem Hanım'sa son derece tatlı biri. Ve kafenin ünlülerle anılmasından pek hoşlanmıyor gibi. Ünlülerin bir kez çekilen fotoğrafları defalarca basıldığı için onlar hep kafede görülüyormuş gibi bir hava yaratıldığını, her kesim insanın ama ille de orta yaşlarda ve eğitim ve sosyo ekonomisi yüksek kişilerin geldiğini ve fiyatların da öyle çok yüksek olmadığını, Nişantaşı'nda çok daha pahalı yerler olduğunu, buranınsa belirli bir fiyat tarifesinin üzerine çıkmayı düşünmediğini söyledi (En pahalı yemek 45 milyon TL.).
Londra'da bol bol ödüller almış dekoratör Zeynep Fadıllıoğlu, ortamı ferah ve iddiasız yapmış. BBC'den, Independent'tan ve daha birçok gazeteden yabancı gazetecilerin İstanbul'la ilgili yaptıkları haberde Beymen Cafe'yi kullandıklarını ve izlenimlerinin de çok iyi olduğunu, tebrik edildiklerini söyledi. Bir Londra olsun, bir New York olsun, oradaki iyi bir kafe-bardan farksız olduğunu ve Nişantaşı'nın muazzam bir semt olduğunu söylemişler.
Esas manada çevredeki binalar hakikaten güzel. Ecnebi yapımı bu binalarda ev kiralamaksa mümkün değil, ama bir şekilde oluyor. Nasıl oluyor da oluyor; aklım sırrım ermiyor.