iki kişi birbirini sevecek, beğenecek, evlenecek, sevişecek, öpüşecek, konuşacak, dertleşecek, birbirine dayanacak, tolerans gösterecek, çocuk sahibi olacak, birlikte emek verecek, birlikte yapacak, birlikte yiyecek, birlikte aç kalacak, birlikte uyuyacak, hasta olana diğeri bakacak, birlikte gülecek, birlikte ağlayacak ve en önemlisi birbirine özen gösterecek, çocuklarına da bütün bu yaptıkları ile örnek olacak… ütopya gibi…
bunun adı aile…
şimdi başka bir noktadan bakalım…
bildirilen taciz, şiddet, tecavüz suçlarının %90’ını ile bireyleri tarafından gerçekleştirilmiş. toplumda kan gövdeyi götürürken, aile içi şiddet “büyük ayıp” olması ve elalemin ne diyeceği gerekçesiyle saklanır.
çocuğun kişilik gelişimi iki yaşından itibaren başlıyor ve tohumların hepsi artık herkesin bildiği gibi küçük yaşlar da başlıyor. bu sebeple “yedi çok geç” kampanyası her açıdan doğru düzenlenmiş, doğru düşünülmüş bir proje. “yedisinde neyse yetmişinde odur” sözü yanlış değil aslında…
yanlışlar düzeltilir elbet, ama erişkin insanları doğru yola sevk etmenin maddi ve manevi açıdan ne kadar zor olduğunu, en az bir kez kendiniz de bile yaşamışsınızdır.
ebeveynleri tarafından sürekli aşağılanan bir çocuk düşünün, bu çocuğunun ileride kendine güvenli, gelişime açık ve hepsinden önemlisi mutlu bir insan olması, kendiyle barışık bir hayat sürmesi beklenebilir mi? öğrendiği şiddeti ileride eşine ve çocuklarına uygulamayacağını kim garanti eder? kişiye bağırma, küçük düşürme, aşağılama şiddettir, en kötüsü bu şiddete çoğu zaman fiziksel şiddet de eşlik eder.
aile içi şiddette mağdurlar çocuklar, kadınlar ve yaşlılardır,failler de genellikle erkekler…
kutsal mıdır aile? aile kutsal olabilir, ama her ailenin kutsallığından söz edilemez.
aile, bugün topluma yayılan şiddetin kaynağıdır.
lütfen bu şekilde şiddet gören kişilere sırtınızı dönmeyiniz, görmezlikten gelmeyiniz, sizlerin çocukları bir gün o evlerde büyüyen çocuklarla evlenecek, onlarla okuyacak, onlarla arkadaşlık, onlarla çalışacak edecek… bu insanlara yardım etmek, manzaranın yanlış olduğunu fark edebilen herkesin görevi… bu gün “bana ne” tavrı, yarın çocuklarımızın hep birlikte yaşayacağı daha mutsuz bir toplumu yaratacak.
sevgiden başka çare yok hepimiz için…
sevgiyle kalın,