seneler önce aşık olduğum birini tekrar hatırlayacağım hiç düşünmezdim. hem de içim acıyarak, binlerce kez pişmanlık duyarak.oysa ki insan ancak kendi başına gelince anlıyormuş, yaptıklarının acısını. eski sevgilimden af diliyorum hepinizin huzurunda.belki beni unutmuştur ama ben onu unutmadım!
onu ilk defa okulun koridorunda görmüştüm. aynı anda fark etmiştik birbirimizi.
yan yana geçerken birbirimize bakmış, doyamamış, arkamızı dönüp tekrar bakmıştık. kızlardan biri dürtmüştü beni; “gupse saçmalama! boynun kırıldı kızım!”
ben o zamanlar metin’le beraberdim ama koridordaki esmer genç çocuktan gözlerimi alamamıştım. metin’le de aramız pekiyi değildi aslında. okulda ne kadar alımlı kız varsa metin hepsiyle samimi olmuştu, hepsine mavi boncuk dağıtıyordu ve ben metin’in zavallı kız arkadaşı durumundaydım. güzeldim, hoştum ama bendeki güzellik de bir yere kadardı, okuldaki tüm kızlarla savaşacak gücüm yoktu. metin ise beni seviyordu ve bunu her fırsatta dile getiriyordu. beni aldatmıyor ama başkalarıyla flört etmekten kaçınmıyordu. aramızda farklı bir şey vardı, ben ise ona sadece alışık olduğumu sanıyordum o zamanlar. metin ise ısrarla bana âşık olduğunu söylüyordu. her zaman beraberdik ama son zamanlarda esmerle bakışabilmek için kafeye kız arkadaşlarımla gitmeyi tercih eder olmuştum. yoldan çıkmıştım anlayacağınız.
bu esmer delikanlıyla bakıştık uzun süre. gittiğimiz kafede rastlaştık hep, adını öğrenememiştim bir türlü ama işletme eğitimi alıyordu, benden büyüktü, son senesiydi. bir arkadaşım benim için dedektiflik yapmış ve mutlu haberi vermişti; “gözün aydın kız arkadaşı yokmuş, yeni ayrılmış”
bir gün kızlar masada beni yalnız bıraktılar, ben de roman okuyormuş gibi yaptım. bir yandan da çayımı yudumluyordum. esmer yerinden kalktı ve oturduğum masaya doğru yürümeye başladı, hiç sormadan yanımdaki sandalyeye oturdu, elimden kitabı aldı.
“lütfen gözlerime bak!”
geri zekâlı gibi baktım sanırım.
“çok güzelsin!”
o akşam vapura beraber yürüdük. o kadar çok konuştuk ki, neredeyse doğduğumuzdan tanıştığımız güne kadar her şeyi birbirimize anlattık. ben biraz gerçekleri çarpıttım, bir erkek arkadaşım olduğunu ama ayrılmak üzere olduğumuzu söyledim. sebebini sordu, beni aldattığını anlattım. yalandı tabi. karısıyla mutlu olmadığını iddia eden ve kendine sevgili ayarlamaya çalışan çapkın erkekler gibiydim. ertesi sabah okula beraber gittik. okul binasının önünde ayrıldığımızda, beni yanağımdan öptü ve kulağıma “dudaklarından öpeceğim günü sabırsızlıkla bekliyorum” dedi. kıpkırmızı kesildim ve yine geri zekâlı gibi oldum. metin bu olanları okul kapısında beni beklerken görmüştü… o gün kavga ettik ve ayrıldık. metin gururluydu, beni terk etti aslında.
ben seneler sonra metin’i televizyonda bir açık oturumda fikirlerini söylerken buldum, güzel bir kadınla evlenmiş, güzel çocukları olmuş, örnek bir eş olmuştu. içini kimse bilmez ama tanıdığım metin iyi bir koca ve iyi bir baba olurdu. pişman oldum.
senelerce önce “dudaklarından öpeceğim günü sabırsızlıkla bekliyorum” diyen esmer çocukla evlendim. beni aldattı ve boşandım.
gençlik ateşinin beni seneler sonra kavuracağını bilemezdim tabi.
alntdr