ben sarhoş değilim, sallantılarım hayatım!...
diye diye sonunda, en sarhoş gecelerim sen oldun,
umarsız kadehlerdeki kırmızı şarabım!...
dudak izlerin kalmamış, dudaklarımdaki acı hissimde,
tadı bile anlaşılmamış şarabım, içime zehir akıtan!...
izlerin taze kalmış, dokununca acıyan yüreğimde sakladığım adın, tadın!...
anason kokuyor artık yatağım, sızmış umarsızlığım!...
yine kırmızı, yinede kırmızı adında sakladığım kan!...
aslında şarapla bir, şarapla zehir,
benim hayatımdan, saniye saniye, dakika dakika çalan!...
ve ben,
bu denli sarhoş olamazken, sallanan sarhoş geceleri avutuyorum,
ayık ve bir o kadar yalnız!...
hoyratlığımdaki rüzgâr, yapraklarımı titretirken dallarda,
bir bana kızıyorum sana ne diyebilirim aslında mantığıyla!...
ve ben gidiyorum, gece sarhoş, ben ayıkken!...
avuttuğum yalnızlık, sevgilim, sevgisizim!...
sessiz, biçare, sarhoş olmak için direnmekteyim