anlatılmaz yaşanır...
hayat boyu görüp görebileceğinin en güzelini düşün
yaşamının en sadesini en hislisini en pamuk gibisini hayal et
gönlünden bir parça kopar ve okşa ve sev ve anlat ona birden
konuş, konuşki çöz dilini öğren kimmiş düşündüğün, hayal ettiğin
susturma çalışmalarını boşa çıkar, konuş, dök içini kalbine
keşfetmeye çalıştığını sunsun sana
soru işaretlerini ünlemlere dönüştürsün, şaşırtsın seni
ne oldum demesin ne olacaksın desin, suallerini ok misali
fırlatsın yüzüne teker teker
durma cevap ver, saklama saklanmış sayılırsın, kızarma hemen
hangisi seni böyle güzel böyle sade böyle hisli böyle pamuk gibi dinlerki
dinlemek zorunda olmadan
bilmek zorunda olmadan
açmak zorundasın o kördüğümle kapattığın kutucuklarını
paylaşmak zorundasın kalbinle
betimlemelisin, yaşatmalısın yaşadıklarını
aslında bilmezsin ki işte yaşatanda odur bilende...
dün düğüm olmuş düşümdün
bugün sevda çiçeğimin ilk düşen poleni
yarın belkide umut rakamlarım
belkide susamış ceylanım
utanırdı yatağım bile, korkardı kıyafetlerim
kokum üstümden damlalar gibi kayar giderdi tutamazdım
saçlarım ağarır göz kapaklarım kapanırdı
olduğumu bilirdim ruhunun girdaplarında
hissederdim seni, beni...
tasalanırdım yeri gelirdi, klarnet gibi ağlardım
gözlerim dolardı sonbaharlarda ama
kışa kalmaz dökülürdü
şimdi ilk baharın ilkini yaşarım içimde
düşenler geri gelmedi
geri gelenler düşemedi
seni görünce kaçacak yer arayan hasretim
artık sen olmasan bile deliğinden çıkamaz oldu
aşk cilve etti, naz eyledi
parmaklarının hepsi beni gösterdi
kalktım geldim!
hata ise sevmek söyle hemen giderim
kavuşmak nedir biliyorsam
ayrılık nedir onuda bilirim
gün geldi devran tazeden müptelası oldu zamanın
akşam oldu ey afet sevgili
sevgi es geçmedi beni
sapladı şeker oklarını
öyle bir acı ki bu
öyle bir acı...
tüm acılar böyle olsa keşke dedirtiyor insana
yüzünde güller açıp, sürekli büyüyorlar
öyle bir büyüyorlarki, sanki hiç solmayacaklar
öyle bir ışık alıyorlarki senden, sanki susuzluğa razılar
hani birde sen gülüyorsun ya üstüne
dişlerini gösteriyorsun ya bembeyaz, pasparlak
dünyaya görüntüsünü yansıtıyorsun ya görsün diye
ay doğuyor ya hani arka bahçenizde
güneş hiç batmıyor
kuşlar hiç susmuyor
öyle birşey bu aşk
öyle vuruyor
öyle bırakıyor kıpkırmızı
öyle bırakıyor sarhoş
öyle bırakıyor gözleri gökyüzüne dalmış
uçmak isteyen kanadı kırık bir kuş gibi...
En son BiMilyOn tarafından 20 Nis 2008 05:19 tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi