biz ki kenan doğulu'nun/çelik'in fönlü saçlarını, ilhan mansız ve sonrasında adeta eşeyli üreyenlerin göz perdesi modelini, rober hatemo'nun yanlara iki ters bi düz çizdirdiği kafatasını, tarkan’ın görüş açısını kapatan kaküllerini (ve o dönem yurdumdaki tüm gençlerin hangimiz tarkan değiliz ki sorusuyla bizi başbaşa bırakmasını zira ajan simith'in çoğalması kadar ürkütücü bir fotoğraftı o. neyse) içine çekmiş, iç/çok çekmiş bir milletiz. kimsenin canı yanmadan bu badireleri atlattık ancak gel gör ki çıkış tarihini bilmiyorum ama son zamanlarda kafayı jöle kazanın içine bandıra bandıra saç kıllarının her biri ayrı yöne baktırılmak süretiyle yapılan, fantastik/bilimkurgu filmlere ilham verecek modelleri gerçekten çekemiyorum. zaten bir insan beyin ağırlığı yaklaşık 1.300-1.600 gr. arasıdır. be kardeşim bu ağırlığı taşıyabilmek de bir meseledir ve taşıyamayanlarınıza çokça rastlanmaktadır, ee bir de o jöleleme hareketiyle bir kaya kafa olarak nereye kadar normal normal yaşanabilecektirsinizdir. hayır o değil bazen fantaziler içinde buluyorum kendimi; metronun merdivenlerinden hızlıca iniyorum arkamdan benim kadar acelesi olanların ayak seslerini duyuyorum ufaktan ve de uzaktan, sonra bir tane insan yavrusunun nefesini ensemde hissediyorum ayağı tökezlemişmiş, slov moşında girift bir ilişkiye girdiğimizi görüyorum, o kadar giriftiz ki kimse bir diğerini bırakamıyor, zemine hiç de yumuşak olmayan bir iniş yaptığımızda ki durum hala slov ve ziyadeşiyle moşın saçlarının bir kısmının yanağıma saplanmış olduğunu farkediyorum. çığlık atıyorum, birrr saçı ile insan yaralayan biriylen bu kadar yakınen bulunmaktan dolayı şoktayım, ikiiii doğal olarak canım acıyor, üçççç jölenin kokusu iğrenç, dörttt allığım yanımda değil, beşşş çelik’i özledim. olacağı buydu ya da budur. ibre yapraklı kafalıgiller bakın o saçlar bu küresel ısırma devirinin susuzluğunda temizlenebilemez . bir büyük tüpün yarısı boşalır ben diyim. bi de burdan düşünün. tabii 1600 gr’dan geriye bir parça kaldıysa.