olayların genellikle havuz başında cereyan ettiği, sinematografik açıdan üzerine söylenecek laf bulunamazsa da (her sahnenin beyne şok dalgaları göndermesi dolayısıyla dil lal olur, devre dışı kalır zira) en azından tatil ajitasyonu yapması bakımından önemli olabilecek (ya da çok mu iyimserim) banu alkan ve serpil çakmaklı arasındaki "hangimizin mayosu daha iğrenç bakalım" kampanyasıyla komedya türüne dahil olabilecek, o da bişey mi; kim gözünü kırpmadan en uzun kesişi atabilir civardaki zengin ya da zengin takliti yapan salih güneylere iddiasıyla daha da komik olan "bu ikiliye dikkat" filminin esmer fenomenidir serpil çakmaklı. ve filmdeki birçok tavrıyla bu ünvanı da hak etmiştir esasen.
80’lerin en kiç hallerini bünyesinde toplamayı başarmıştır. plastik kartal tokalar sanki kendisinden feyz alınarak imal edilmiştir. bir kafa bir absürdlüğü bu kadar iyi taşır.
nerede bir adet havuz başı ve o başlarda nöbet tutan bir adet salih güney varsa serpil’imizi (yine insan vücudunu en amorf halde nasıl gösterebiliriz acaba gayretiyle piyasaya sürülen mayosuyla) şezlongta sereserpe görürüz. bu arada hayatın sırrını keşfettim sereserpe serpil’in serp’inden geliyor. olayı köktenmiş yani.
erkeğe doğru fırlatılan bakışlar hakkaten fırlatılır. dik ama hamleye göre yumuşayabileceğini sezdiren, ısırırım ile büyüklerin ellerinden küçüklerin gözlerinden öperim arasında gidip gelen, aynı anda yaklaşmazsan iyi olur ama fazlada uzaklaşma be gözüm diyebilen.
saçlarının ıslanmasından imtina etmeyen. başka bir okumayla 40 derece güneşin altında salih güney ya da yalçın gülhan ya da hakan koç mu olur artık bu kişi ya da kişilerle bakıştıktan sonra fütursuzca kendini suya bırakan. ve bu tavrıyla izleyenin yüreğine de su serpen (bak yine serp!) serpil çakmaklı'nın filmografisinde tomruk ve 14. numara gibi filmlerinde yer aldığını söylemeden geçemicem/geçmicem.