gün geçmiyor ki magazin dünyasından, yurdumun enteresan, egzantirik, fantastik aleminden saçmanın şahikası sözler duymayalım. bu seferki şuursuzluğun sahibinin sesi didem uzel. ve diyor ki ünlü düşünür (her biri birer ünlü ve düşünür ki düşünmeseler ne iyi olurlar aslen): “kadınlar dünyayı yönetiyor. koskoca amerikan başkanının başına gelenleri biliyoruz oval odada. bir kadın çok tehlikeli. bir kadın olarak neye sahip olduğumuzu bildiğimiz zaman inanılmaz tehlike yaratıyoruz" kendisi hangi gezegende yaşıyor bilemicem ama bir kadının gücünü oval ofise bağlayan bir anlak buralardan olmasa gerek. ya da kocası, abisi, babası, amca-dayı-hala oğulları ya da herhangi biri/birileri tarafından şiddete, tecavüze, tacize uğrayan, ezilen, bedenleri sömürülen, namus cinayetlerine kurban giden, çalışma hayatında ucuz iş/emek gücü olarak görülen, hayatını kocasına, çocuklarına, annesine, babasına, kocasının annesine, babasına içinde hapsolduğu dört duvara adayan, gördüğü erkek şiddeti ve baskısı dolayısıyla söz sahibi olamayan, sözünü yutan, sözünü yutmaktan kendi sesine yabancılaşan, beden politikaları dolayısıyla arzu nesnesi olarak görülen, kendi bedeninin tek ve gerçek sahibi olduğu unutturulan, cehalete mahkum edilen kadınlar buralardan olmasa gerek. tabii tüm hikayesi gazetelerin 3.sayfasında küçücük bir kutuya, arasıra güya kadınların hakları iddiasıyla türlü maymunlukların yapıldığı 1 saatlik tivi programlarına ya da haber bültenlerinin 15 saniyelik görüntülerine sığdırılan bu kadınlar didem uzel ve gibilerine 5.sınıf bir korku filminin ilk gözden çıkarılan kurbanları gibi görünüyor herhalde. ya da patriyarkal kapitalist sistem içinde kadının tarihsel olarak hayatın her alanında sömürülmesine karşı mücadele eden tüm kadınlar çok sergüzeşt kişilikler. tehlikeli olan kadınlar değil, kadının mağduriyetinden kurtulmasını "kişisel çabalamamasında" bulan görüştür, zihniyettir. ve en hazini de bu sistemin devamına, diri kalmasına katkıda bulunan didem uzel gibi kadınların olmasıdır.