gençliğimizi temizliğe gittiği evlerde, çalıştığı fabrikalarda, mesaiye kaldığı mağazalarda tecavüze uğraması dolayısıyla oğlu emrahla yaşadığı "kötü kadınsın sen, anam değilsin artıkkk" replikleri arasında heba ettik. o emrah’ın fahri annesi, kötü yolların değişmez unsuru, baba yarısı nuri alço ve türevlerinin kadrolu tecavüz kurbanıydı. ve yeşilçamın kadına bakışındaki muhafazakarlığın cisimleşmiş haliydi. güzeldi, alımlıydı, duldu herşeyden önce. hal böyle olunca erkeklerin taciz ve tecavüzüne maruz kalabilecek tüm kriterleri bünyesinde topluyordu!!. neyse ki emrah büyüdü, oya aydoğan bülent ersoy’un kankalığına terfi etti, arada şarkıcılık falan yaptı ama neyseki aydı ordan da döndü, yeşilçam nispeten biçimsel olarak değişti de belertik gözlü yıldızımız biraz nefes alıverdi. daha sonra enteresan söylemleri, yüzündeki baki şaşınç ifadesi, safiyane samimiyeti ve şirinliğiyle birtakım dizi ve tivi programlarında boy gösterdi. her ne kadar "güzellik yarışmasında ben birinci, banu üçüncü oldu" önermesiyle gına getirmiş olsa da yılların kendisine şarap efekti vermiş olduğu gözlerden de kaçmamaktadır. fingirdek, alımlı, enerjik, komik, hafif dedikoducu ama garip biçimde sahici olmasıyla uzak durulamayan komşu ablamız duygusu uyandıran sevilesi bir kadındır oya aydoğan. alaturkalı, vamplık ve eğlenceli olma hallerinin hepsini bir tek bünyede toplayabilme kabiliyetine de mazhar olan bu ablamızı daha fazla görme isteği ile daha fazla ayol’lu cümleler duyma isteği birleşmektedir nihai olarak.