halit çelenk, mahkeme salonunda herkesi dehşete düşüren bir "ayrıntı"yı gözyaşları içinde anlattı:
sanıklar 150 sayfalık savunmalarını ortaklaşa hazırlamışlar, bölüm bölüm okuyorlardı.
ilk sözü alan deniz gezmiş kürsüde ortak savunma metnini okurken, birden kapı açıldı. salona resmi elbiseli bir görevli girdi. kuş uçurtulmayan, basına kapalı mahkemede dikkat çekici bir rahatlık içinde yargıçların önüne kadar geldi ve deniz'in fotoğraflarını çekip gitti.
ardından okuma sırası yusuf aslan'a geldi. yine aynı adam salona girip bu kez yusuf'u görüntüleyip çıktı.
izleyiciler, tüm sanıkların fotoğraflanacağını düşündüler önce...
ancak yusuf'tan sonra savunmayı devralan atilla keskin'de "beklenen adam" gelmedi.
sonra hüseyin çıktı kürsüye ve kağıtlara bakmadan sözlü savunmaya başladı. kapı açıldı. "azrail" geldi. flaşını hüseyin'in üzerinde patlattı ve çıktı.
davadaki 23 sanıktan sadece 3'ü fotoğraflanmıştı.
sonunda asılan o 3'ü olacaktı.
* * *
demek sonucu belliydi mahkemenin...
nitekim idamların 20. yıldönümünde 68'liler vakfı'nın ortaya çıkardığı bir belge, idam kararının "emirle" alındığını kanıtlamıştı.
genelkurmay başkanlığı, istanbul sıkıyönetim komutanlığı'na yazdığı yazıda sanık ömer ayna'yı türk ceza kanunu'nun 168. maddesinden 36 yıl hapis cezasına çarptıran kararının düzeltilmesini ve sanığın 146. maddeden idamla yargılanmasını istiyordu.
o günden sonraki bütün davaların seyrini değiştiren bu "yazılı emir"in üzerindeki tarih 16 temmuz 1971'di.
yani deniz'lerin ankara'da yargılanmaya başladığı tarih...
* * *
mahkemenin "emirle" verdiği idam kararıyla ilgili meclis görüşmeleri ayrı bir "ibret vesikası"dır.
nihat erim'in idam isteyen sesi,
demirel'in infaz için kalkan eli,
ecevit ve inönü'nün "siyasi suça idam olmaz" çığlığı unutulur mu?
bir başka "unutulmaz vesika"yı da berat günçıkan yayımladı.
30 yıl önceki "7 mayıs gazeteleri" nasıl çıkmış, kim ne yazmıştı?
* * *
bahse konu faciadan ve bu yazıdan alınacak dersler:
emir komuta zinciriyle adalet olmaz, 1.
idam, dönüşü olmayan bir insanlık suçudur, 2.
ve tarih, dediğinizi, yaptığınızı, yazdığınızı unutmaz, bu da 3.
can dündar