İstanbul mu acaba?
Herşey ,herzaman çok fazla mı yaşanır istanbul'da?
Sonu yok mudur İstanbul'un..?
ya da 'dur'u gelmez mi hiç İstanbul'un?
İstanbul
hiç
durmaz mı ???
En çok neyi özledim İstanbul'a dair;
ve artık asla bir daha yaşayamıyacağım;
Cihangir camisinin yanındaki yokuştan inerken,
binaların arasından gördüğüm
o karanlık istanbul'u
o üstüne ışıklar düşmüş
hafif meşrep istanbul...
Yokuşu indikçe azalan manzara;
eski bir binanın kapısından içeri girince soyunur yavaş yavaş
ve sen sadece durabilirsin
en fazla bir sigara yakabilirsin karşısında.
O ise sana sessiz sakin ve duru güzelliği ile
sadece güler.
Kadıköy dolar gözlerine ve yaş olup,
damlar.. kaybolur modanın sularında.
Beşiktaştan kalkar eski vapurlar,
sessiz dingin yorgun ve hayalperest,
istermi acaba hala o gitgelleri,
martılar her gününe şahit yazılır...
bir avuç simide yoldaş olurlar sana.
Geçmişten taşır insanları hergün,
yeni dövülmüş rayların üzerinde
tarihin küfünden çıkmış tranvaylarla.
Eski bir aşıktır kalbinde,
kokusu hiç uçmamış bir kadın kokusudur
el değememenin ürkekliğinde,
tir tir titrer elllerin, çamlıcanın mazide kalan izlerinde.
Ne yaşamış olursan ol o gün,
ne kadar kötü ya da ne kadar iyi
herşeyi
unutabilirsin;
herşeyden kopabilirsin.
Bakarsın, dalarsın
ve asla
TERK EDEMEZSİN.
Terketsen de birgün ... elbet geri dönersin ..
GEÇMİŞZAMANMANYAĞI